|
1.
TANIMI VE ÖNEMİ
Buğday, tek yıllık bir
bitki olup, her türlü iklim ve toprak koşullarında yetişebilecek çok
sayıda
çeşitlere sahip
olması nedeniyle, dünyanın hemen her tarafında yetiştirilmektedir.
Buğday gerek dünyada; gerekse ülkemizde en fazla üretilen tarım
ürünüdür.
2.
İKLİM VE TOPRAK İSTEĞİ
2.1
İklim İsteği
Buğday genellikle ılık ve serin iklim şartlarında yetişir. Buğday,
gelişmenin ilk devrelerinde (çimlenme, kardeşlenme) yüksek
sıcaklıktan hoşlanmaz. Sıcaklık 5-10 ºC; nisbi nem %60'ın üstünde olursa bitki normal
gelişmesine devam eder. Vegatatif gelişenin ileri devresinde (sapa
kalkma) fazla sıcaklık istemez.10-15 ºC'lık sıcaklık, %66 nisbi nem
ve az ışık, iyi bir gelişme için uygundur. Buğday yıllık yağışı
350-1150 mm olan iklim bölgelerinde yetişebilmektedir. Kaliteli ve
bol ürün yıllık yağışı 500-600 mm olan yerlerde veya toprakta bu
nemi sağlayacak sulamalarda alınabilmektedir.
2.2 Toprak İsteği
Buğday derin, killi,
tınlı-killi olan ve yeterli organik maddesi olan fosfor ve kireci
bulunan, kumlu tınlı topraklar en iyi buğday topraklarıdır. Toprakta
organik madde arttıkça, buğdayın verimi de artar. Besin maddesi
yönünden fakir topraklarda kaplıca çeşitleri, orta şartlarda
ekmeklik çeşitleri, en iyi şartlarda da makarnalık çeşitleri ekmek
daha uygundur.
3.YETİŞTİRME TEKNİĞİ
3.1 Ekim Nöbeti
Bölgemizde kuru ve sulu koşullarda buğday çeşitli kültür bitkileri
ile münavebeye girmektedir.
Kuru koşullarda
Buğday-Nadas-Buğday
Buğday-Nohut-Buğday
Buğday-Nohut-Arpa
Sulu koşullarda
Buğday-İkinci ürün-Pamuk

Buğday-İkinci ürün-Sebze
Buğday-İkinci ürün-Yem bitkileri
Buğday-İkinci ürün-Pamuk-Arpa-İkinci ürün
Buğday-İkinci ürün-Mercimek-İkinci ürün
(İkinci ürün:
Mısır, Susam, Ayçiçeği vs.)
3.2 Çeşit
Buğday türleri
genellikle kaplıca gurubu, makarnalık buğdaylar gurubu, ekmeklik
buğdaylar gurubu olmak üzere 3 guruba ayrılır. Kaplıca gurubu
altında yetiştirilen buğdaylar daha çok hayvan yemi, kısmen de
bulgur olarak kullanılır. Araştırma sonuçlarına göre bölgemizde
ekimi önerilen çeşitler:
Sulu ve kuru koşullarda
çeşitlerden Pamuk ova ,
Seri
82, Sagitario , Golya
Dariel ; Adana 99 ve
Panda önerilmektedir.
3.3 Toprak Hazırlığı
3.3.1
Kuru koşullarda
Bölgemizde kuru
koşullarda buğday-nadas veya buğday ekim nöbeti uygulanmaktadır. Bu
nedenle buğday-nadas sisteminde, buğday hasadını müteakip hiçbir
toprak işlemesi yapılmadan, ekim sahası kışı geçirdikten sonra,
erken ilkbaharda mart ayının ikinci yarısından itibaren toprak uygun
tava geldiğinde soklu pullukla sürüm yapılır. Daha sonra sonbaharda
diskharrow + tırmık ve tapan çekilerek tohum yatağı hazırlanır.
Buğday-ikinci ürün hasatından sonra toprak gölge tavında iken derim
sürüm yapılır. Daha sonra sonbaharda diskharrow + tırmık ve tapan
çekilerek tohum yatağı hazırlanmış olur.
3.3.2
Sulu Koşullarda
Sulanan sahalarda buğday genellikle çapa ve yem bitkileri ile
münavebeye girmektedir. Bu nedenle sonbaharda ön bitki hasatından
sonra, bitki kalıntıları temizlenmeli veya uygun alet ekipmanla
parçalanmalı, bundan sonra döner kulaklı pullukla derin sürüm
yapılıp, toprağa karıştırılmalıdır.
Daha sonra diskharrow ve tırmık çekilerek keseklerin toprağa
karıştırılmalıdır. Daha sonra diskharrow ve tırmık çekilerek
keseklerin kırılması sağlanır. Kesekler kırıldıktan sonra flot
çekilerek, tohum yatağı hazırlanır.
3.4 Ekim
Buğday ekimi bölgemizde
genellikle 15 Ekim-15 Kasım tarihleri arasında yapılmaktadır. Ekimde
geç kalınmamalıdır. Aksi halde kışlık buğdaydan da, düşük verim elde
edilmektedir. Onun için günlük ortalama ısının 5-8 ºC etrafında
seyrettiği devrede buğday ekimi yapılmalıdır. Kışlık buğdayların 5-8
cm derinlikte ekilmesi verimin artmasında önemli etkendir. Ekime
hazır vaziyetine getirilen tohum yatağına kuru koşullarda 15-17
kg/da, sulu koşullarda ise 13-15 kg/da üzerinden mibzerle ekim
yapılmalıdır. Ekimden önce tohum mutlaka civalı ilaçlarla
ilaçlanmalıdır.
3.5
Gübreleme
Buğdayda dengeli bir gübreleme yapmak için gübre
mutlaka toprak tahlilleri neticesine göre atılmalıdır. Araştırmalar
sonucunda; Bölgemizde buğdaya kuru koşullarda 6-8 kg/da N, 9 kg/da
P2O5, sulu koşullarda ise 16 kg/da N, 13 kg/da P2O5 karşılığı azotlu
ve fosforlu gübre verilmesi önerilmiştir. Azotlu gübrenin ilk yarısı
ve fosforlu gübrenin tamamı ekimde, azotun ikinci yarısı ise
kardeşlenme başlangıcında uygulanmalıdır. Azotlu gübre toprak
yüzeyine, fosforlu gübre mibzerle banda verilmelidir.
3.6
Sulama
Buğday bitkisinin suya
ihtiyaç duyduğu veya en fazla su tükettiği dönemleri sapa kalkma,
başaklanma ve süt olum dönemleridir. Sapa kalkma Mart sonu,
başaklanma Nisan başı ve süt olumu ise Mayıs başına rastlamaktadır.
Buğday öncelikle başaklanma başlangıcı ve süt olumunda olmak üzere
iki kez sulanmalıdır. Ancak suyun pahalı ve kıt olduğu yer ve
durumlarda, bir defa sulamaya olanak verile biliniyorsa sulama
başaklanma başlangıcında yapılmalıdır. Suyun bol olduğu ve kurak
geçen mevsimlerde ise sapa kalkma, başaklanma ve süt olumunda olmak
üzere 3 defa sulanmalıdır. Eğer buğday ekim mevsiminde çıkış için
toprakta yeterli nem yoksa ve mevsim itibariyle kurak geçiyorsa
ekimde de sulama yapılmalıdır. Sulamalar toprağın 90 cm derinliği
doyuracak şekilde yapılmalıdır. Sulamalara ne zaman su verileceği
ise nem kontrol çubukları ile kontrol edilebilir. Basit bir 08-10
luk demir "T" çubuk toprağa bastırılınca 30-40 cm girebiliyorsa
sulama yeterlidir. Bu kontrol suyun bulunduğu yerde yapılmalıdır.
3.7 Hastalıkları,
Zararları ve Mücadelesi
3.7.1.
Buğday Hastalıkları ve Mücadelesi
Bölgemizde en çok rastlanan
buğday hastalıkları;
pas hastalıkları (sarı pas, kahverengi
pas, kara pas), rastık, kök ve boğaz çürüklüğü'dür.
Sarı Pas (kınacık): Yapraklar üzerinde sarı, dar,
uzunca, birbirine paralel noktalı çizgiler halinde sap ve başakta
meydana gelirlerse de genellikle yaprak ve kavuzlarda görülür.
Kahverengi Pas: Sarı pastan sonra görülür.
Püstülleri kara pasınkinden koyu, kara pasınkinden daha açıktır.
Püstüller dairevi yığınlar meydana getirir.
Kara Pas: En geç görülen
pas türüdür. Püstüller rastgele dağılmışlardır. Püstüllerin
üzerindeki epidermisin yırtılması ile bariz olarak tanınır.
Pas Hastalıklarının Mücadelesi:
Hastalığa dayanıklı çeşitler kullanmak
Yabancı ot mücadesi yapmak
İlaçlı mücadele
Rastık: Hastalıklı buğday, başak çıkarır çıkarmaz görülür. Hastalığa
yakalanmış bitkiler sağlamlardan daha kısa ve zayıf olup, genellikle
kardeşlenmezler ve erken olgunlaşırlar.
Buğdayın başakları çiçek zamanı siyah bir toz kitlesi hastalık
etmeni fungusun sporlarıdır. Bu sporlar rüzgarın etkisiyle etrafa
dağılır ve daha sonra geride sadece başak ekseni kalır.
Mücadelesi:
Hastalıksız tohum ekilmeli
Hastalığa dayanıklı çeşitler kullanmak
Tohum ilaçlaması yapmak
Buğdayda kök ve boğaz çürüklüğü: Daha ziyade buğdaygillere arız
olur. Kuru ziraat yapılan bölgelerde kışlık buğdaygillerde daha çok
görülür. Alkali topraklarda hastalık daha etkendir. En belirgin
başaklanma dönemindedir. Bitki vaktinden erken sararır ve
beyazlaşır. Başak dane tutmaz veya daneler cılız kalır. Bazen başak
vermeyebilir. Sap, yaprak ve başakta hızlı bir beyazlaşma görülür.
Mücadelesi:
Hastalıksız tohum ekilmeli
Yeterli miktarda azotlu gübre atmak

Sürüm ve yaz nadası hastalığı azaltır
Tohum ilaçlaması
3.7.2
Buğday Zararlıları ve Mücadelesi
Süne: Toprak renginde, bazen siyah geniş vücutlu,
11-12 mm uzunlukta 7-8 mm genişlikte emici bir böcektir. Yaprakları
ve daneyi emer.
Mücadelesi: Süne mücadelesi
prensip itibariyle 1-3 yaşlı genç nimf döneminde ilaçlama suretiyle
yapılmalıdır.
Yabancı Otlar: Buğdayda yabancı ot mücadelesi
önemlidir. Yabancı ot mücadelesi yapılmayan alanlarda veriminde %
30'a varan azalmalar tespit edilmiştir.
Buğday ekili sahalarda görülen önemli yabancı
otlar: Yabani hardal, sarı ot, yabani tere, köygöçüren, yabani
fiğler, pelemir, ballı baba, yabani gonca, tilki kuyruğu, sütleğen,
peygamber çiçeği, yabani yulaf vb.
Mücadelesi: Yabancı otlar 3-5 yapraklı oldukları devrede ilaçlı
mücadele yapılmalıdır. Buğdayda ise kardeşlenme ile sapa kalkma
devreleri arası en uygun ilaçlama zamanıdır. Münavebe ise yabancı ot
kontrolü için en önemli kültürel tedbiridir.
3.8
Hasat, Harman ve Depolanması
Buğday, biçerdöver, tırpan ve orakla hasat
edilebilir. Hasat zamanının seçiminde dane dökme, hasat edilecek
üründe su oranı ve makinelerin çalışabilme durumu göz önüne
alınmalıdır. Hasat orak ve tırpanla yapılacaksa sarı olum devresi
uygundur. Biçerdöverle yapıldığında biraz daha geç olarak
yapılamalıdır. Biçerdöverle yapılan hasatta dane su oranı %13-15
arasında olmalıdır. Hasat erken yapıldığında saplar henüz nemli
olduğundan makinanın çalışması ve danelerin kavuzlardan ayrılması
güçleşir. Süt olumunda hasat edilen danalerde 1000 dane ağırlığı
düşer ve danelerde çalıklaşma görülür. Geç hasatta ise, özellikle
dane dökülmesi fazla olur ve dolayısıyla ürün miktarı düşer.
Makarnalık buğdaylar geciktirildiğinde dane parlaklığını kaybeder.
Tırpan veya orakla biçilen buğdaylarda harman, harman makinası (batöz)
veya dövenle yapılır.
Buğday tohumunu yabancı ot
tohumlarından, taş veya topraktan arındırmak için selektörden
geçirilmelidir. Bu işlem esnasında tohumluk olarak ayrılanlarında
ilaçlanması sağlanmış olmaktadır.
Buğdayın depolanması (saklanması) :
Ambar olarak kullanılacak bina rutubet almayan kuru, havadar ve
aydınlık bir yer olmalıdır. Bir ton ürün için en az 1.5 m2 alan
hesap edilmelidir. Saklama yerine getirilen buğdayın su oranının
%12-14'ün altında bulunması gerekir. Depo için en iyi ısı derecesi
+4 ºC dir. Ambara koyulacak buğdayın içerisinde yabancı tohum
bulunmaması gerekir, çünkü bunların vereceği yaşlık hububatın
kızışmasına neden olur.
4.
VERİM VE MALİYET
4.1
Verim
Bölgemizde kuru koşullarda
buğday verimini etkileyen en önemli faktör, yıllık yağışlar ve
bunların buğdayın yetişme süresi içerisindeki dağılışıdır. Özellikle
Mart ve Nisan aylarındaki yağışlar o yılki buğday verimini müspet
veya menfi yönde etkilemektedir. Verim üzerinde etkili olan diğer
faktörler ise çeşit, gübreleme, bakım, kültürel işlemler vs. dir.
Sulu koşullarda ise sulama veya yağmurlarla sulanma zamanı, adedi ve
verilecek veya yağmurlarla alınacak
su
miktarı da verim üzerine etkilidir.
|